Ana içeriğe atla

Okja

Bong Joon Ho yaratık filmlerini yapı bozuma uğratarak kendi post-modern sinema dilini yarattığı “Gwoemul” ile dikkatleri üzerine çektikten sonra “Madeo” ile Güney Kore sinemasının önemli yönetmenlerinden bir tanesi oldu. Daha sonra Hollywood’a transfer olarak Snowpiercer’i kotaran yönetmen yeni filmi için Netflix ortaklığına girerek Okja ile kendi sinemasının kodlarını üretmeye devam ediyor.
Okja günümüz global şirketlerinin bizleri bunaltan pazarlama stratejisini merkeze almış bir yapım. Hepimiz her gün mailimize düşen doğayı korumak elimizde, bu ürünü alarak doğayı korumaya katkıda bulunun gibi çeşitli kampanyalarla ürün pazarlayan şirketlerden doğadan yana tavır koyan şirketi seçmemiz konusunda sübliminal bir baskıya maruz kalıyoruz. Artık seks yada kadın bedeni değil “sosyal sorumluluk” projeleri satıyor. Okja ise doğayı korumak üzerinden gerçekleştirilen bu sosyal sorumluluk projesi kapsamında şirketlerin arka planında işleyen acımasız üretim yöntemleri ve bu sosyal sorumluluk imajını deşifre ediyor.
Tabi yönetmenin sinemasına hatırı sayılır bir etkisi olan “aile” kavramı ise yine Okja’nın da merkezinde yer alıyor.
Sonuç olarak Okja filmi de dünyayı kirleten, sömüren global bir şirket tarafından finanse edilmiş bir yapım. Bunu Netflix’in elli milyon dolarlık masumane bir sosyal sorumluluk projesi olarak okumak ya da Bong Joon Ho’nun kariyerinde Hollywood içerisinde ufak bir adım olarak okumakta izleyicinin seyrine kalmış bir durum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Chocolat

Erkan: Yemek filmlerini, seçtiğimiz film için uygun bulduğumuz konseptteki bir mekânda konuşmaya devam ediyoruz. Sıradaki filmimiz Lasse Hallström imzalı 2000 yapımı Chocolat… Chocolat filmi için Samet ile konuştuk. Kendinden biraz bahsedebilir misin?
Samet: Bir senesi mutfak, iki buçuk yılı satış olmak üzere lüks bir çikolata kafe zincirinde toplam üç buçuk yıl kadar çalıştım. Geçtiğimiz mayıs ayında çikolata üzerine uzmanlaşmak için istifa ettim. Önümüzdeki dönemde çikolata eğitimleri alacağım. Şimdilerde sipariş üzerine çikolata yapıyorum ve çevremdeki küçük ölçekli kafelerin çikolata menülerine yiyecek - içecek konusunda danışmanlık veriyorum.

Erkan:  Filme geçmeden önce biraz mekândan bahsetmekte fayda var sanırım. Maia Chocolates 2015 yılında kurulmuş, el yapımı çikolatalar üreten, Çengelköy ve Koşuyolu olmak üzere iki şubesi bulunan bir yer.  Filmdeki çikolatacıyla aynı ismi taşıyor. Çikolata konusunda bol çeşit sunuyorlar ve tasarım, sunum konusunda oldukça zarif bir zevkleri …

Ratatouille

Erkan: Tüm filmlerde bir sofra sahnesi mutlaka vardır. Hatta filmin dramatik yapısına doğrudan katkı sağlarlar. Yemek filmlerini kişisel olarak çok seviyorum. Yemek farklı çağrışımlar yapıyor; günah, haz, kültür, sosyal sınıf… İşte tam da bu noktada yemek filmlerinde bu sofranın, yemeklerin nasıl kullanıldığını inceleyelim istedik. Tabi bunu seçtiğimiz filme uygun konseptteki bir mekânda gerçekleştireceğiz.  İlk filmimize geçmeden önce ilk olarak mekânımız hakkında konuşalım biraz istersen. Doğma büyüme bir Modalı olarak burayı bulurken biraz zorlandın. İsmi gibi gizlenmiş bir yer burası. Burçak: Eskiden, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin ünlü karikatüristi Cemil Cem ve ailesinin evi olan bu köşk, derin bir uyku geçirdikten sonra, adını “saklı köşk” yapıp, içini tekrar insanlarla doldurmaya karar veren iyi kalpli insanlar tarafından uyandırılmış. Moda gibi, hayatın hızlı, sokakların dar ve her şeyiyle minimal bir yaşama yönelmiş olan bir semtte böyle bir yer bulmayı insan pek beklemiyo…

Lost Highway

Seri bir şekilde akan yol ve çizğilerine bin bir türlü anlam yüklemek mümkün, Filmin protagonisti için fantazi evreni ile kendi evreni arasında bir köprü kurduğu aşikardır, fakat biz izleyici için en çok benzediği şey ise David Lynch'in izleyicisini bir oyuna davet ettiği ve içerisine girip filmi inşa etmesi gerektiğinden ötürü "Pelikül" dür. Otoban adeta bir film şeridi gibi akar ve boştur. Film boyunca sürekli hem ana karakter hem de izleyici için garip yerlerde karşımıza çıkan ve gizemini sürekli koruyan "adam" filmi inşa etme görevimizde izleyicinin perdedeki tezahürüdür. Elinde kamerayla Fred Madison'un karşısına da dikilir, çiftin evine izinsiz girer, çıkar. İzleyicinin röntgenleyici görevini tam anlamıyla yerine getirir.


Filmin ilk bölümü Fred Madison'un diafonda "Dick Lauren öldü" sözünü duymasıyla ve evlerininin önünde bir video kaset bulmasıyla başlar. Video kasette gece gizlice eve girilmiş ve çiftin uyurken videoları çekilmiştir. Fr…