Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

The Grandmaster

Filmografisi neredeyse kavuşamayan âşıklar seremonisine dönüşmüş olan Wong Kar Wai yeni filmi “The Grandmaster” ile bu halkaya bir yenisini ekliyor. 
The Grandmaster, odağına kung fu ustası Ip Man’i yerleştirip dövüş sanatlarını büyülü bir estetikle harmanlarken, bunun içerisinde yönetmenin sinemasının temel kodlarını da yakalamak mümkün. Geleneksel biyografi öykülerinin aksine The Grandmasterda Ip Man’in insani yönlerine fazlasıyla yer veren O’nu idealleştirmeden öte bir anlatı var ve bunun içerisine yerleştirilen görkemli dövüş koreografileriyle birlikte mükemmel bir denge kuruyor.
The Grandmaster’i tipik bir kungfu filminden ya da Yimou Zang’ın estetik kungfu filmlerinden ayıran en temel özelliği yönetmenlik koltuğunda Wong Kar Wai’nin bulunması. Yönetmenin kendine has tarzını filmin ilk dakikasından itibaren hissetmek mümkün.
Filmin öyküsü Foshan kentinde yaşayan Ip Man ve kuzeyin en büyük ustası Gong Yutian’ın kızı Gong Er arasındaki ilişki üzerine kurulu. Kuzeydeki birçok stili bir…

Frances Ha - Gloria

Daha önce yakın zamanda benzerine Steve McQueen'in Hunger ve Özcan Alper'in Sonbaharında rastladığımız bir durum vardı. İki film birbirini tamamlıyordu. Hunger'in hikayesinin bittiği yerde Sonbahar'ın hikayesi başlıyordu. Yönetmenler birbirinden habersiz devam filmi çekmiş ve ikiside oldukça kaliteli ve başyapıt düzeyinde işler ortaya koymuşlardı. Son dönemde izlediğimiz Frances Ha ve Gloria'da da buna benzer bir durum söz konusu Gloria adeta Frances Ha'nın yaşlanmış versiyonu ve yönetmenler birbirinden habersiz birbirinin devam ya da öncül filmlerini çekmişler.

Gloria

Gloria bir "süper kahraman" filmi. Fakat bu kahraman ne duvarlara tırmanabiliyor ne de süper güçleriyle dünyayı kurtarıyor. Aksine gözlerindeki glokom nedeniyle daralan görüş açısından muzdarip, komşunun sevmediği çirkin kedisinin evine yaptığı izinsiz ziyaretlerden şikayetçi. 

Gloria'nın süper gücü başına gelen tüm olumsuzluklara rağmen dimdik durabilmesinde, 58 yaşında olmasına rağmen hayattan elini eteğini çekmemesi ve eğlenmeye devam etmesinde, gözlerindeki bakış açısındaki daralmanın hayata herhangi bir dar açıdan bakmasına sebebiyet vermemesinde gizli.

Gloria hayatının belkide son baharını yaşayan güçlü bir kadının her gününü yaz gibi yaşayışının hikayesi...

Le Passé

Asghar Farhadi sinemasını daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan About Elly hafta sonu tatilinde gerçekleşen bir kayıp vakası üzerine örülü bir dramaydı ve film yer yer gerilim öğeleriyle de bezeliydi. Sonraki filmi A Seperation ise boşanmaya karar vermiş bir çiftin hikâyesini izleyicisine aktarıyordu. Her iki filmde karakterinin sakladıkları gerçeklerin ortaya çıkması üzerine şekilleniyordu. Le Passe ise yönetmenin aynı formülü başka ülke toprağında uyguladığı bir film. Kuşkusuz ne About Elly ne de A Seperation kadar sarsıcı fakat ustaca kotarılmış.
Le Passe neredeyse A Seperation’un bittiği yerde başlıyor. Film hava alanında cam bir bölmenin ardında sabırsız bakışlarla bekleyen bir kadınla açılıyor. Onu bir türlü göremeyen adam bir süre geziniyor ve aralarındaki paravanın önünde karşı karşıya geliyorlar. Uzun süredir görüşmeyen Ahmet ve Marie’nin kopmuş ilişkilerini anlatan bu metaforda film boyunca yakamızı bırakmıyor. A Seperation’da olduğu gibi bir ayrılığın anatomisi gibi gözü…