Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Chocolat

Erkan: Yemek filmlerini, seçtiğimiz film için uygun bulduğumuz konseptteki bir mekânda konuşmaya devam ediyoruz. Sıradaki filmimiz Lasse Hallström imzalı 2000 yapımı Chocolat… Chocolat filmi için Samet ile konuştuk. Kendinden biraz bahsedebilir misin?
Samet: Bir senesi mutfak, iki buçuk yılı satış olmak üzere lüks bir çikolata kafe zincirinde toplam üç buçuk yıl kadar çalıştım. Geçtiğimiz mayıs ayında çikolata üzerine uzmanlaşmak için istifa ettim. Önümüzdeki dönemde çikolata eğitimleri alacağım. Şimdilerde sipariş üzerine çikolata yapıyorum ve çevremdeki küçük ölçekli kafelerin çikolata menülerine yiyecek - içecek konusunda danışmanlık veriyorum.

Erkan:  Filme geçmeden önce biraz mekândan bahsetmekte fayda var sanırım. Maia Chocolates 2015 yılında kurulmuş, el yapımı çikolatalar üreten, Çengelköy ve Koşuyolu olmak üzere iki şubesi bulunan bir yer.  Filmdeki çikolatacıyla aynı ismi taşıyor. Çikolata konusunda bol çeşit sunuyorlar ve tasarım, sunum konusunda oldukça zarif bir zevkleri …
En son yayınlar

Dunkirk

Christopher Nolan kuşkusuz atlamalı kurgunun en iyi yönetmeni. Buna Dunkirk ile neredeyse dramatik yapıyı tamamen kaldırmayı ekliyor ve çoğu savaş filminin düştüğü kahramanlık hikayesi tuzağına düşmüyor. Böylece hem izleyici filmle bir bağ kuramayarak yabancılaşıyor ve 2 saat boyunca savaş cehennemini sinema salonunda yaşıyor. Bu yeteneklerini Nolan aynı zamanda filmin gerilimini ayarlama konusunda da gösteriyor. Henüz filmin başında gerilimin dozunu öyle bir noktaya çekiyor ki bitmesini beklediğiniz noktalarda bir "tık" daha ileriye götürüyor... 
Dunkirk gerçek bir başyapıt. Christopher Nolan ise günümüz sinemasının en önemli yönetmeni.

Okja

Bong Joon Ho yaratık filmlerini yapı bozuma uğratarak kendi post-modern sinema dilini yarattığı “Gwoemul” ile dikkatleri üzerine çektikten sonra “Madeo” ile Güney Kore sinemasının önemli yönetmenlerinden bir tanesi oldu. Daha sonra Hollywood’a transfer olarak Snowpiercer’i kotaran yönetmen yeni filmi için Netflix ortaklığına girerek Okja ile kendi sinemasının kodlarını üretmeye devam ediyor. Okja günümüz global şirketlerinin bizleri bunaltan pazarlama stratejisini merkeze almış bir yapım. Hepimiz her gün mailimize düşen doğayı korumak elimizde, bu ürünü alarak doğayı korumaya katkıda bulunun gibi çeşitli kampanyalarla ürün pazarlayan şirketlerden doğadan yana tavır koyan şirketi seçmemiz konusunda sübliminal bir baskıya maruz kalıyoruz. Artık seks yada kadın bedeni değil “sosyal sorumluluk” projeleri satıyor. Okja ise doğayı korumak üzerinden gerçekleştirilen bu sosyal sorumluluk projesi kapsamında şirketlerin arka planında işleyen acımasız üretim yöntemleri ve bu sosyal sorumluluk i…

Alien Covenant

Maternal kodlarla örülü 1979 yılında çekilen Alien kuşkusuz Bilim Kurgu sinemasının en kusursuz örneklerinden bir tanesiydi. Ridley Scott seriye yıllar sonra 2012 yılında Prometheus'la dönüş yaptı ve devamı niteliğindeki Alien - Covenant'ta yeni vizyon yüzü gördü. İlk filmin maternal dokusu yerine sömürgeleştirme fantezisi gibi paternal bir temayı kullanan bu yeni Alien filmi bununla da yetinmeyip, yine yaratılış gibi paternal temaları arka arkaya patlatarak orjinal filmin canına okuyor. Ortaya Blade Runner soslu(ki bunda varoluş sancısı çeken robotumuzun büyük etkisi var.), şimdiye kadar bilim kurgu sinema tarihi açısından en beceriksiz gemi mürettebatının olduğu ve yer yer Alien'in zekasından bile şüpheye düşeceğiniz garip bir film ortaya çıkmış. Umarım seri daha fazla deforme edilmeden durulur. Keza hayranları için Alien'ı bu şekilde görmek içler açısı bir durum.

Get Out!

Get Out! yönetmenliğini Jordan Peele'nin yaptığı Obama ve sonrası dönemi zekice taşlayan bir korku filmi. Jordan Peele bunu yaparken korku türünün bütün klişelerini mizahla harmanlayarak harika bir ritim yakalamış. Chris sıradan bir siyahi gençtir ve sevgilisi Rose ile mutlu bir ilişkisi vardır. Rose bir gün Chris'i ailesiyle tanıştırmak üzere ailesinin çiftliğine davet eder ve garip olaylarda gerçekleşmeye başlar. Yönetmenin en büyük başarısı bilimsel korku filmleri, teen slasher ve kabin filmleri gibi birçok korku alt türüne yaptığı ölçülü dokunuşlarda... Tabiki bunu Obama'yla birlikte ırkçılığın bittiğini düşünen bizlere, Trump'ı ve resmi devlet diliyle tekrar alevlenen ırkçı söylemleri hatırlatarak ırkçılığı hortlatmaya çalışan siyasi söylemlerle de aslında dalgasını geçerek yapıyor...

Ghost in the Shell

Son yıllarda sinema salonlarında siber punk hayranlarını heyecanlandıran bir hayalet dolanıyor. Blade Runner ve Ghost in The Shell gibi filmlerin yeniden çekiliyor olması büyük büyük bir heyecan dalgası yaratırken bir taraftanda sevenleri tarafından endişeli bir bekleyiş başlatmıştı. Konu bir bilim kurgu başyapıtı olunca bu endişelerin haklılık payını görmezden gelmek saçma olur. Keza Mamoru Oshii 1995 tarihli orjinal ismiyle Kôkaku Kidôtai ile ortaya bir başyapıt koymasının yanı sıra peşi sıra sinema tarihini derinden sarsacak; The Matrix, Dark City gibi başyapıtlarında doğuşuna vesile olmuştu. Böylesi neredeyse kusursuz bir üründen yine kusursuz bir şey ortaya çıkarmak oldukça ağır bir yük. Bu ağır yükün altına ise Rupert Sanders girmiş. (Denis Villeneuve'un de Blade Runner için işi çok zor.) Orjinal animenin en önemli özelliği siber dünya, kimlik, ve cyborg'ların varoluşlarını anlamlandırma çabası üzerine oldukça yoğun ve takip edilmesi güç diyaloglardan oluşmasıydı. Bu fo…

The Handmaiden

İhtiyar Delikanlı'yla Dünya çapında tanınır bir isim olan Güney Koreli auteur yönetmen Park Chan-Wook son filmi "Hizmetçi" iki kadının kurallara meydan okuyan aşklarını konu ediyor. Viktorya dönemi İngiltere'sinde geçen "Usta parmak" adlı romanın serbest bir uyarlaması olan film; Japonya işgali altındaki 1930 yılları Güney Kore'sinde geçiyor. Filmin merkezinde yer alan Hideko soylu, varlıklı bir aileden gelirken, Sook-hee ise hizmetçi olarak malikanenin yolunu tutuyor. Sook-hee'nin asıl amacı ise Hideko'yu kandırarak kendisine kont süsü vermiş bir sahtekarla evlenmesini sağlamak. Üç farklı bakış açısıyla üç bölümde izlediğimiz Hizmetçi oldukça karmaşık bir olay örgüsüne sahip. Çevrilen entrikalar, kimin kime doğru söylediği son epizoda kadar belirsizliğini koruyor. Park Chan - Wook'un en büyük başarısı ise iki kadının ataerkil kodlara meydan okuyan aşklarını zenginleştirerek efendi-köle, burjuva-proleter, sömürgeci-sömürgeleştiren arasındak…